BÖCEKLERİN YUMURTA BAKIMI
Su üstünde yaşayan bazı böceklerin işi oldukça zordur: Yumurtalarını suyun üstüne bırakırlarsa yumurtalar kurur, su altına bırakırlarsa yumurtadan çıkan yavrular boğulurlar. Bu durumda erkek böcekler sorumluluğu üzerlerine alırlar ve su üstüne bıraktıkları yumurtaları sürekli nemli tutarak havalandırırlar. Lethocerus cinsi dev su böceklerinin dişisi yumurtalarını suda yüzen bir dal üzerine bırakır. Erkek böcek sık sık suya dalar ve yüzeye çıkınca dala tırmanarak sularını yumurtaların üzerine damlatır; ayrıca saldırgan böcekleri yumurtalardan uzak tutar. Fakat belostoma cinsi dev su böceklerinin (sıklıkla yüzme havuzlarında görülür) dişisi, yumurtalarını bir çeşit tutkalla erkeğin sırtına yapıştırır.
DÜNYANIN EN İYİ İNŞAAT MÜHENDİSLERİ
Dünyanın en iyi inşaat mühendislerinden biriydi. Kendisinden yeni bir proje hazırlanması isteniyordu. Ancak hiç bir projede, kendisini bu kadar “aciz” hissetmemişti. Yüksekliği 960 m.’yi bulan 320 katlı dev bir binanın projesiydi bu. Binada aynı anda bir milyon kişinin yaşayabileceği bir ortam isteniyordu. Bunun için, binanın içinde tarım yapılabilecek mekanlara bile yer verilmesi isteniyordu. Dahası klima ve havalandırma sistemi için 1 wattsaat’lik bile olsa kesinlike elektrik enerjisi kullanmamalıydı. Son şart ise en inanılmazıydı: İnşatta çalışacak işçilerin tamamının “görme özürlü” olması gerekliydi.
yazının devamını okuyun
Sivrisinek
|
DÜNYANIN EN KÜÇÜK EMME ve DEPOLAMA SİSTEMİNİ KİM TASARLADI? |
Sinek ve teknoloji
Küçücük Bir Böcekten Büyük İlhamlar
![]() ‘Entomopter’ Mars Üssüne İnerken |
Pire
Sadece 3 mm. uzunluğunda olan Pulex irritans’lar (insan pireleri) 19.7 cm.’ye ulaşan yatay atlayışlar yapabillirler. Yani pireler kendi uzunluklarının 100 katından daha uzun mesafelere atlayabilmektedirler. İşte pireler bu eşsiz sıçrama güçlerini, “rezilin” denilen lastiksi bir proteinden elde ederler. Rezilin gövdeyi sarıp destekleyen ve kasların hareket için dayanak yaptığı yapıları oluşturan dış iskelette öbekler halinde yer alır. Pire sıçramak istediğinde arka bacaklarındaki kaslarını gerer. Bu da, kasların bağlı olduğu üst derideki bir rezilin öbeğini sıkıştırır. Daha sonra bu enerji, bir anda tümüyle boşalarak arka bacaklara büyük bir yaylanma gücü sağlar ve pireyi havaya fırlatır.Görsel Bilim ve Teknik Ans, Cilt 4, s.1118
Örümcek ağlarındaki mühendislik

Örümcek ağları, gerek şekilsel tasarımları gerekse, kendilerini oluşturan iplikçiklerin kimyasal özellikleri nedeniyle gerçek birer mühendislik mucizesidir.
Kelebek ve teknoloji
Uçan canlılar arasında kelebekler daha çok kanatlarındaki güzel desenlerle ilgi çekicidirler.
Yapılan son bir araştırma, harika desenlere sahip kelebeklerdeki üstün aerodinamik yeteneği ortaya çıkardı. Oxford Üniversitesi’nden Dr. Adrian LR Thomas, Tam 12 yıl boyunca böcek uçuşunun aerodinamiğini inceliyordu.. Uçuş sırasında kanatların havayla nasıl bir etkileşim içinde olduğunu izleyebilmek için özel bir rüzgar tüneli geliştirdi.
GÜVELER ve SESÜSTÜ DALGALAR
Modern çağın hava kuvvetleri “düşmandan gizlenme yöntemleri” üzerinde yoğun bir çaba içindeler. Uğruna milyonlarca dolar dökülen teknolojiler sayesinde savaş uçakları varlıklarını sezdirmeden düşman topraklarının en içlerine kadar sızabilmektedirler. Buna karşın “erken uyarı sistemleri” ile donanmış radar uçaklar yüzlerce kilometre uzaktaki düşmanın en ufak bir hareketini tespit edebilmektedir. Belki fark etmiyoruz ama burnumuzun dibinde benzeri bir teknolojik değeri yüksek bir savaş cereyan ediyor. Ancak bu savaş uçaklar değil, yarasalar ile güveler arasında geçiyor. Bu iki canlı da uçaklara nazaran son derece küçük olmasına karşın, en az onların ki kadar etkili bir hedef tespit ve erken uyarı sistemine sahiptirler. Yarasalar avlarının yerini bulmak için “ekolokasyon” adı verilen bir yöntemi kullanırlar. Yarasa sayısı saniyede 25 ile 60 arasında değişen ses dalgalarını çevresine yayar.
Ses dalgaları etraftaki cisimlere ve canlılara çarpıp yarasaya geri döner. Yarasa, geri dönen dalgaları yorumlayarak çevresi hakkında son derece detaylı bilgiler edinir. Sistem öyle kusursuzdur ki, yarasa gece karanlığında yakınındaki bir sineğin ne tarafa hangi hızla uçtuğunu tespit edebilir. 1 Yeri belirlenen bir sineğin yarasa karşısında yapabileceği fazla bir şey yoktur. Oysa bazı güveler sineklerden çok daha şanslıdırlar. Çünkü onlar diğer güveler ve böceklerden farklı olarak tıpkı AWACS uçaklarındaki gibi bir “erken uyarı” sistemi ile donatılmışlardır. Noctuidae, Geometridae ve Arctiidae ailelerinden olan güvelerin kanatlarının altında bir “erken uyarı sistemi” gibi çalışan kulaklar bulunur. Bu kulaklar güve için son derece hayati öneme sahiptir. Güve kulakları sayesinde kendisinden 100 m. Uzaktaki yarasayı duyarak yerini kestirebilir. Dahası yarasanın ortalıkta öylesine mi dolaştığını mı, yoksa kendisini hedef alan bir saldırıya mı başladığını belirleyebilir. Güvelerin kulakları, yarasaların yaydıkları çok düşük frekanslı ses dalgalarını algılayabilecek biçimde yaratılmışlardır.2
Eğer güvenin algıladığı ses zayıfsa ve kaşı yönden geliyorsa güve hemen ters yöne dönerek uçar. Çünkü sesin zayıf olması yarasanın henüz güveyi tespit etmediğini dolayısıyla da peşine düşmediğini göstermektedir. Çünkü yarasalar avlarını tespit edip saldırırken artan bir sıklıkta ses dalgaları yollarlar. Zayıf dalgaları algılayan güve yön değiştirerek güveyi arkasına alıp oradan uzaklaşır.
Karınca
Bu yazıda size, çok yakından tanıdığınız, her zaman her yerde rastladığınız fakat fazla dikkatinizi çekmeyen, çok becerikli, çok sosyal, çok akıllı bir varlığı, “karınca”yı anlatacağız. Yaşantımız içinde hiçbir zaman önem ifade etmeyen bu milimetrik varlıkların, mucizelerle dolu hayatlarını inceleyeceğiz.
Teknoloji, kollektif çalışma, askeri strateji, gelişmiş bir iletişim ağı, örnek ve rasyonel bir hiyerarşi, disiplin, kusursuz bir şehir planlaması… İnsanların her zaman yeteri kadar başarılı olamadığı bu alanlarda, karıncalar daima başarılıdırlar. Zorlu rakiplerini bastırmak ve güç doğa koşullarına dayanabilmek için gerekli herşeye sahip olan bu canlılara baktığınızda, hepsinin birbirinin aynısı olduğunu düşünebilirsiniz. Gerçekte ise, binlerce çeşiti olan karıncaların, her çeşiti ayrı özelliklere sahiptir. Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip olan bu canlıların, yukarıda saydığımız özellikleri çerçevesinde, bizlere yepyeni ufuklar kazandırabileceğine inanıyoruz. Bu yazı, karıncaların özel ve hayranlık uyandıran dünyasını keşfetmemizi sağlayacak. Yapılan bazı hesaplamalara göre en eskisi yaklaşık 80 milyon yıl yaşında olan fosilleriyle bugünküler arasında hiçbir farklılık bulunmayan ve yaklaşık 8800 türü bulunan karınca topluluklarının, o küçücük bedenleriyle neler başarabildiklerini göreceğiz.


Osmanlı padişahları Sultan II. Abdülhamid Han
Bebek isimleri
Haftalık Burç yorumları - Oğlak