Avatar Filmini izle
J.R.Tolkien’in yarattığı, Peter Jackson’ın hayat verdiği “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinden beri ilk defa bir film için bu kadar görkemli yakıştırması yapılmıştı. Üstelik filmin yaratıcısı da, portföyünde “Terminatör” ve “Titanic” gibi hem şaşaalı, hem de gişe rekortmeni filmlere imza atan James Cameron olunca, sinema tarihinin en pahalı yapımı olan “Avatar”a kayıtsız kalmak benim açımdan da pek mümkün olmadı.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; “Avatar”, buram buram emek kokan bir film. Belli ki James Cameron başta olmak üzere profesyonel ekipler tarafından üzerinde uzun uzun düşünülmüş, en ince detayına kadar dantel gibi işlenmiş. Yapım aşamasında seti ziyaret eden Peter Jackson, Ridley Scott, Steven Spielberg gibi üstatların bile imrenerek bahsettikleri filmin görselliği, izleyende açıkça bir hayranlık uyandırıyor. Pandora Gezegeni, öyle güzel betimlenmiş, renkler ve biçimler öylesine bir ahenk içinde ki tabiri caizse ağzınız bir karış açık kalıyor. Zıt kutuplarda yer alan doğa ile teknolojiyi bu kadar başarılı bir şekilde aynı potada eriten bir film yapılmadı desek, sanırım çok da yanılmış olmayız. Bunlara ek olarak filmin içine gizlenmiş gibi duran ama apaçık ortada olan doğa katliamı ve sisteme karşı muhalif duruş net bir biçimde fark ediliyor.
“Avatar” gibi görkemli filmlerin hemen hemen hepsinde oyuncular, çok da şöhretli olmayan isimler arasından seçilir. Bunun amacı oyuncuların, zaten güçlü olan filmin önüne geçmesini engellemek mi, yoksa zaten yüksek olan bütçelerin astronomik rakamlara çıkmasına mani olmak için midir bilinmez ama, filmin oyuncuları bence genel anlamda başarılı. ‘Sigourney Weaver’ tecrübesiyle her zamanki gibi vasatın üzerinde. Ancak ‘Pandora Projesi’nin finansörü rolü için, çocuksu deli dolu rollerin adam? ‘Giovanni Ribisi’ seçiminin inandırıcılık açısından uygunluğu tartışılır diyebilirim.
Buraya kadar “Avatar”, kusursuz bir başyapıt gibi görünmekle beraber bazı kurgusal eksikleri ve sıyrılamadığı küçük Hollywood klişeleri nedeniyle belki bir başyapıt ama kusursuz değil.
Öncelikle filmin giriş kısmındaki fiziksel engelli başrol oyuncumuz ‘Sam Worthington’ın yaptığı, görsellerle desteklenmeyen kısa anlatım izleyenlerin, kardeşi yeni ölmüş, savaşta sakat kalmış bir askerin psikolojik durumunu anlamasını ve kendisiyle empati kurmasını belki de film boyunca engelliyor.
Filmin tamamında, Pandora Gezegeni’nin yerle bir edilip, Navi ırkının varlığına kastedecek kadar önemli ve milyarlarca dolar değerinde bir madenden bahsediliyor. Ancak numune niteliğinde ufak bir siyah taş görüntüsü dışında, bu maden ne işe yarar? Neden bu kadar değerlidir soruları cevapsız kalıyor.
Ayrıca yine filmde sıkça sözü edilen insanların yaşanmaz bir hale getirdiği dünyanın son vaziyeti ile ilgili küçük ipuçları, durumu gözümüzde canlandırmamıza yetmiyor. Biraz da görsellik olsa hiç de fena olmazdı kanaatimce.
Değerlendirme ve Sonuç
Özetle James Cameron yine adından çokça söz edilecek, 3 boyutlu gerçekliği ve sinemada çığır açacak teknolojisiyle, fantastik sinemanın kilometre taşlarından biri olacak bir yapıma imza atmış. Usta yönetmen, belki de yine kendi filmi olan “Titanic”in uzun yıllardır kırılamayan 1.8 milyar dolarlık gişe rekorunu “Avatar”la kırar. Film; gündemi takip eden, sinemayla yakından veya uzaktan alakalı, teknolojiye ilgili, hayata hümanist ya da natüralist bakan çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Ancak, sayıları giderek azalan; nerde o imkansızlıklar içinde çekilen filmler, nerde o eski oyunculuklar diyen klasikçileri birazcık kızdırabilir. Ama bence onlar bile “Avatar”ı izlemeli. Arkanıza yaslanın, 3D gözlüğünüzü takın ve Pandora’yı seyre dalın. İzlemek için tıklayın
yorum yazın

Koç burcu ve sağlık
Angelina Jolie
Kırıkkale ili genel bilgiler ilçeler resimler